Close
(0) Ürünler
Sepetinizde hiç ürün yok.
Filters
Dil Seçimi
Arama

Asirlik Sizma Zeytinyagi

Taris 700ml.
Zeytinin yalnızca mekanik olarak işlenmesi ile elde edilmiş üstün kalitede zeytinyağıdır. Salata ve soslarda tüketimi önerilen bu yağ tüm sıcak yemeklerde de kullanılabilir. 350 yıllık asırlık zeytin ağaçlarından toplanan zeytinlerden elde edilen natürel sızma zeytinyağıdır. Zeytin meyvesinin tadı ve kokusu yanı sıra olgun domates, biber tadı ve kokusu da alınan hafif acılık ve yakıcılık içeren yumuşak tada sahip olan natürel sızma zeytinyağıdır.
Stok durumu: Stokta
$34.99

Ben Asırlık Bir Dost...


39.000 yıl öncesinde var olan atalarımın parçasıyım.
Kenetlendi köklerim toprağa,
Hiç yılmadım sıcağa, soğuğa, kara, kışa…
Dallarımın her birinde tane tane yaşam,
Dallarımın her birinde umut,
Dallarımda barış, dallarımda sevgi var benim.
Armağan olarak geldim siz insanlara!
Sağlık, güzellik, umut ve aşk için var oldum.
350 yılı aşkındır ayaktayım,
Birçok padişahın doğumuna, ölümüne ve yaşamına şahit oldum.
Birçok devir kapattım, birçoğunu da açtım...
31 yaşında bir delikanlıydım 1. Mahmut Han dünyaya geldiğinde.
50. senemde Fransız Devrimi başlamıştı ve
18. yüzyılın içindeydim.
Beylerbeyi ve Çırağan Saraylarının yapıldığı dönem ise 200. yılıma yeni girmiştim.
1914 yılının Temmuz sıcağında 1. Dünya Savaşını gördüğüm de,
249 yılı arkamda bırakmıştım ve o gün yapraklarımdan gözyaşı dökerek insanlık için umut diledim.
Sembol oldu dallarım, adına barış koydular.
256. yaşımda Londra Konferansı gerçekleşti.
Bayram havası ile kutlanan Cumhuriyetin ilanını da hatırlıyorum.
258 yaşındaydım ve çok gururluydum.
Yaşlı elleri ile meyvelerimi toplayan yüzlerce emekçi dokundu dallarıma,
Bazense çocukların mutluluk çığlıklarını duydum, neşeli koşuşturmalarına şahit oldum.
Şairlerin kalemine ilham verdi varlığım, hikâyelerde de hep yerim oldu.
1947’de “Yaşamaya Dair” şiirini kaleme aldığında Nazım, 282 yaşındaydım.
Ölümsüzlüğe olan inancımızı ispatladı ve bir kez daha gurur duydum.
Şöyle demişti;
“Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yanı ağır bastığından!”
Mevsimleri yaşadı bedenim,
dallarım eğildi ama hiçbir zaman kopmadı.
Ve ben sizden...
Hiçbir zaman vazgeçmedim!
1915’ten bu yana
TARİŞ’in emekçilerine emanetim ve
350 yaşımda sofralarınızın “ASIRLIK” lezzetiyim.

Kendi yorumunuzu yazin
  • Kötü
  • Mükemmel

Ben Asırlık Bir Dost...


39.000 yıl öncesinde var olan atalarımın parçasıyım.
Kenetlendi köklerim toprağa,
Hiç yılmadım sıcağa, soğuğa, kara, kışa…
Dallarımın her birinde tane tane yaşam,
Dallarımın her birinde umut,
Dallarımda barış, dallarımda sevgi var benim.
Armağan olarak geldim siz insanlara!
Sağlık, güzellik, umut ve aşk için var oldum.
350 yılı aşkındır ayaktayım,
Birçok padişahın doğumuna, ölümüne ve yaşamına şahit oldum.
Birçok devir kapattım, birçoğunu da açtım...
31 yaşında bir delikanlıydım 1. Mahmut Han dünyaya geldiğinde.
50. senemde Fransız Devrimi başlamıştı ve
18. yüzyılın içindeydim.
Beylerbeyi ve Çırağan Saraylarının yapıldığı dönem ise 200. yılıma yeni girmiştim.
1914 yılının Temmuz sıcağında 1. Dünya Savaşını gördüğüm de,
249 yılı arkamda bırakmıştım ve o gün yapraklarımdan gözyaşı dökerek insanlık için umut diledim.
Sembol oldu dallarım, adına barış koydular.
256. yaşımda Londra Konferansı gerçekleşti.
Bayram havası ile kutlanan Cumhuriyetin ilanını da hatırlıyorum.
258 yaşındaydım ve çok gururluydum.
Yaşlı elleri ile meyvelerimi toplayan yüzlerce emekçi dokundu dallarıma,
Bazense çocukların mutluluk çığlıklarını duydum, neşeli koşuşturmalarına şahit oldum.
Şairlerin kalemine ilham verdi varlığım, hikâyelerde de hep yerim oldu.
1947’de “Yaşamaya Dair” şiirini kaleme aldığında Nazım, 282 yaşındaydım.
Ölümsüzlüğe olan inancımızı ispatladı ve bir kez daha gurur duydum.
Şöyle demişti;
“Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yanı ağır bastığından!”
Mevsimleri yaşadı bedenim,
dallarım eğildi ama hiçbir zaman kopmadı.
Ve ben sizden...
Hiçbir zaman vazgeçmedim!
1915’ten bu yana
TARİŞ’in emekçilerine emanetim ve
350 yaşımda sofralarınızın “ASIRLIK” lezzetiyim.